Hiç tereddüt etmeden gülüp geçmeyi huy edinin. Kalabalıkta sizi itiştiren birine gülümsemek, komşunuza gülümsemek, iş arkadaşlarınıza gülümsemek, alışveriş yaptığınız yerdeki görevliye gülümsemek, kısaca; bir gün boyunca iletişim içerisinde olduğunuz herkese gülümsemek...
Küçük bir olay ve küçük hatalardan öfkeye kapılan herkes, o an farkında olmaz; ama hem kendine hem de karşısındakine zarar verir. Bu tedavi etmesini bilmediğimiz küçük bir hastalıktır. Öfkeyi gülümsemekle yok ederek, küçük bir hastalıktan kurtulmuş oluruz.
Nazik olmak 'kızmayalım, hayatımızın şu anını berbat etmeyelim' demektir aslında... Öfke ve nezaket birbirlerinin zıt kavramları olsalar da ikisininde ortak özelliği bulaşıcı olmalıdır. Biri bulaşıcı küçük bir hastalık, diğeri bulaşıcı güzel bir davranış. Birine öfkeli davrandığımız bir gün kötü enerjiniz o kişiye yayılır, o kişiden de bir başkasına... Hiç tanımadığınız, sadece iletişimde olduğunuz birine gülümsemek, teşekkür etmek ve nazik davranmak da o kişiye yayılır, sonra ondan başka bir kişiye... Şikayet etmeyip, kötülemeyen; teşekkür eden, yumuşak bir ses tonu ile konuşup gülümseyen insanlar, her zaman daha çok aranan ve sevilen kişiler olmuşlardır.
Küçük hastalığa karşı, ruhlarımızın istikrarlı olması ve mutluluk en mükemmel silahtır. Bazı insanlar mutluluğun bir sonuç olduğunu düşünürler. Bu, işi fazlaca basitleştiren bir tabirdir. Param olmadığı için mutsuzum, iyi bir ilişkim olmadığı için mutsuzum... Mutluluk, bir sonuç değil işarettir. Bir insan mutluluğu aramaya başladı mı onu mutlaka bulacağına işarettir bu... Gayet açık: Her andan zevk almak, mutlu olmak; sonuçlara değil, o an yaşadığın, en değersiz sandığın an içinde bile gülümsemek, keyif katarak yaşamaktır. Mutluluk; bedelini ödeyerek alabileceğimiz bir madde değil, ruhun her daim istikrarlı olmasıdır. Mutluluğu kendiniz dışında herhangi bir şeyde arayacak olursanız, onun hakkında bir bilgiye sahip olmaz, sadece tahmin yürütebilirsiniz. Mutluluğu gelecekte görüyorsanız da iyi düşünün, farkındalığınızı arttırarak düşünün; ana, şu ana sahipsiniz. Gelecek hakkında bir bilginiz ve hükmünüz yok; ama şu anı dilediğiniz gibi şekillendirebilirsiniz. Dilerseniz mutlu olmayı seçer, dilerseniz de öfke içinde kıvranmayı... 'Mutluluğun peşinde koşmak' sözünü sıkça duymuşsunuzdur. Mutluluğun peşinden koşanları ve arayanları başarısızlığa uğratan unsur; onu istemeyi başaramamış olmalıdır.
Mutluluk o kadar umulmadık bir şeydir ki uzaktan hoşa gitmez; içine girip yaşamak gerekir. Başlangıçta bazı güçlüklere katlanmak gerekir. Her zaman yapılan rutin işlerden, o anda nasıl olur da mutlu olunur, minnet duyulur? Düzenli çalışma, zaferler ardından yeni zaferler kazanma... Mutluluğun formülü; istikrarlı ruh halidir, Bir gün boyunca karşılaşacağınız kişilere sakin, nazik ve güler yüzlü olmakla atacağınız küçük bir adım, size mutluluğun anahtarını verecektir. Yapılan iş veya davranış ne kadar istikrarlı olursa, mutlulukta o kadar isabetli olur.
Mutluluk uzaktan tadabileceğiniz anlar değil, içerisinde serbestçe hareket ettiğiniz, kendi kurallarınızı yaşadığınız anlardır. Mutluluk, onun peşinden koşmayanları bulan bir ödüldür.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder