2 Temmuz 2015 Perşembe

Evrenle Olan Temas: Evren Yasası






Çoğu kişi detayını bilmediği için inanmasa da evrenin yasaları vardır ve hayatımıza çektiklerimiz bu yasanın sonucu olan olaylardır. Hem bilimsel, hem varoluşsal gerçeklik bunu kabul etmiştir. En basit açıklamasıyla; yasaya göre, evren bir aynadır ve siz dışarı ne yansıtırsanız o aynadan size geri yansır. Bu da enerjiler sayesinde olur. Düşünceleriniz yapıcı ve olumluysa enerjileriniz de bu şekilde çıkar ve size geri yansıması da aynı şekilde gerçekleşir.

          Evrenin sizinle iletişim kurması için tek yol enerjidir. Yaydığınız enerji sayesinde de evrenle sürekli bir iletişim halindesinizdir. Farkında olmasanız da düşünce ve inançlarınız doğrultusunda yaydığınız her frekansı evren size geri yansıtmaya devam eder. Bunu göremiyorsanız sebebi tamamen sizsiniz (İşaretler adlı yazı da detaylı bir şekilde anlatacağım).

          Karşınıza çıkan her şey aslında bir sebep, bir katkı için hayatınıza girer. Siz yaydığınız enerji ile onu hayatınıza çekersiniz, evren de bu davete asla karşılıksız kalmayarak, enerji akışınızı hemen fark ederek görevini yerine getirir. Siz öğrenmeniz gerekenleri öğreninceye, düşünce ve hissetme biçiminizi değiştirinceye kadar benzer olayları hayatınıza çekmeye devam ederseniz. Bundan dolayıdır çevrede çok sık duyulan bu sözler: ''ne kadar şanssızım, neden bunlar hep benim başıma geliyor, ben nerede yanlış yapıyorum, benim günahım neydi, ben kimin ahını aldım''… daha bir sürü negatif enerji yüklü mesajlar… Siz öğreneceğinizi öğrenemediğiniz için benzer olaylar başınıza gelmeye devam ediyor ve edecektir.

          Siz tüm samimiyetinizi ve niyetinizi ortaya koyarak evrenle olan temasa güvenirseniz çağırdığınız şeyi hayatınızda var ederseniz. Her şey olması gereken zamanda ve olması gerektiği şekliyle gerçekleşir. Siz neye ihtiyaç duyarsanız evren de aynı şeyi ayağınıza getirmek için iş başında olacaktır; ancak yasaya göre sizin ve bütünün hayrına olan olaylar gerçekleşecektir. Bir şeyi çok istersiniz; ancak farkında olmadan, niyet etmeniz başkasının veya bütünün hayrına olmayabilir. Bu bağlamda yaşadığınız herhangi bir olay karşısında ''neden ben?'' diyeceğinize; ''hayat bana bu olayla ilgili ne öğretmeye çalışıyor?'' diye sorun kendinize. Allah'ın var ettiği evrende bu kurallarla sınanıyoruz; ancak bu gerçeği çoğu zaman unutuyoruz. Farkında olarak veya olmayarak kötülük yaparken, kendiniz için iyi; ama başkası için kötü bir şeyi isterken, evren nasıl karşılık verebilir? Yaşadığınız hayat akıp gitmesinin yanı sıra devamlı değişen, gelişen ve genişleyen bir süreçtir. Yaşadığımız her olay da gelişim sürecimize hizmet eder. Sadece alınacak dersin farkındalığının artması gerekmektedir.

          Kalbinizi kıranlar olabilir. Size kötülük yapanlar olabilir. Öncelikle bunu hangi enerjiyle kendinize çektiğinizi düşünmeniz lazım. Sonrasında alınacak dersleri aldıktan sonra, size kötülük yapan kişi veya kötü hissettiren olaya sevgiyle sarılmalı, affetmeli ve serbest bırakmalısınız. Siz başkaları hakkında ne düşünüyor, nasıl hissediyorsanız hayatınıza da onu çekersiniz. Yapılan kötülüğün bedelini aynı kötülükle ödemek isterseniz veya bu şekilde hırslı, üzüntülü, öfkeli, kin dolu enerji yayarsanız enerjiniz negatife dönüşerek, başınıza aynı olaylar gelmeye devam eder. Yapılan kötülüğün bir parçası da siz olursunuz. Kalbinizi kıranları öfke dolu anıyorsanız bu enerji ne sizi mutlu edebilir ne de içinizi soğutabilir.

          Korkunun bile enerjisi vardır. Hatta kokusu bile… Köpeklerin korkan insanları fark etmesi bundandır ve çoğu zaman insanlar da bu kokuyu hissedebilir; ama anlam veremezler. Neden hep korktuğumuz şeye dönüşür veya onu hayatımıza çekeriz hiç düşündünüz mü? Büyüklerinizin başkaları hakkında konuşmalarına şahit oldunuz mu?: ''En büyük korkusu yalnız ölmekti, en büyük korkusu babasına benzemekti'' gibi…  İnsan korktuğuna dönüşür ve bu belirli bir sondur. Bu yüzden korkunuzla da yüzleşin, onunla doğru şekilde konuşun, onu eğitin ve serbest bırakın.

          Bir kere olumlu düşünmekle her şey düzelmiyor veya olumlu düşündüğünü sanan insanların hayatlarında hemen bir değişiklik olmuyor. Buradaki sorun da evrenle olan temasın doğru şekilde yapılmamasıdır. Bilinçaltı hayalle gerçeği ayırt edemez ve olumsuzluk eklerini anlayamaz. Siz devamlı kelime sonlarına olumsuzluk ekleri katar ve yapısı olumsuz olan kelimeler kullanırsanız bilinçaltınız bunu gerçek sanar ve bu şekilde davranır. Evren de olumsuz kelimeleri negatif enerji olarak alır ve size aynen yansıtır. İç konuşmalarınız ''yapamam'' yönündeyse yapamazsınız. İç konuşmalarınız ''yapacağım'' yönündeyse devamlı erteleme yaparsınız. –ecek, -acak eklediğiniz her kelime için isteklerinizi de ertelemiş bulunuyorsunuz. Bilinçaltına bunun gelecekte olacağını kodluyor, evrene de ileride bir günde gerçekleşeceğinin enerjisini yayıyorsunuz. Sabah uyandığınızda bugün olumlu olacağım derseniz o gün olumlu olamazsınız. Siz gelecekte olumlu olmayı bilinçaltına kodlayıp, evrene de erteleme enerjisini yaydınız. Bunun yerine ''Çok güzel bir güne uyandım, bugün de olumluyum, tüm düşüncelerim bu yönde'' gibi anda olmakla ilgili mesajlar gönderirseniz hem bilinçaltı şuanda olduğu için bunu hayata yansıtır hem de evren mesajı şimdiki zamanda yüksek enerji olarak alır ve size de aynı şekilde yansıtır. Bu temasla ilgili düşünce ve konuşma kalıplarını daha sonraki yazılarda detaylı olarak paylaşacağım.

          Kuşku evrenin en yıkıcı gücüdür. Güvenmeyi kestiğiniz anda, o yıkıcı hissin en kötü enerjisini hemen evrene yansıtırsınız. Ne istersen onu değil, neysen onu çekersin. Özünüzü temizleyerek anda kalmanız dileğiyle…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder